Gidip Tarkan'ın sevgilisi mi olsam ? Blogu daha popüler kılmanın bir yolu olmalı. Daha çok okuyucuya ve daha çok banner tıklayan bir kitle lazım bana okuyucu. Sağda solda gördüğün bannerları ara sıra tıkla bari. Zaten kuruş minvalinde ödeme yapmayı tahayyül ediyorlar. Bari oradan yüzümüz gülsün. Akıl koridorlarında böyle çıkış yolu ararken. Kaygılanmakla ilgili çok eski bir yazı okudum. Meğer kutsal metin denilen kitaplarda bu the secret mevzuları biraz daha farklı bir dilde ancak bire bir anlatılmış bin yıllar önce. Gerçi Tarkan da bu ülkenin kutsal! bir evladı olduğundan, konuyu oradan oraya bağlamakta çok zorlanmam sanırım. Farkındayım zorluyorum :)
Tarkan'ı meşhur eden o ilk şarkısı, benim blogdan daha mı karizmatik allah aşkına ya :/ Gerçi sesi dolayısıyla hak ettiği yerde.
Kaygılanmayın:
Bu nedenle size şunu söylüyorum: `Ne yiyip ne içeceğiz?' diye canınız için, ya da `Ne giyeceğiz?' diye bedeniniz için kaygılanmayın. Can yiyecekten, beden de giyecekten daha önemli değil mi? Gökte uçan kuşlara bakın! Ne eker, ne biçer, ne de ambarlarda yiyecek biriktirirler. Göksel Babanız yine de onları doyurur. Siz onlardan çok daha değerli değil misiniz? Hangi biriniz kaygılanmakla ömrünü bir anlık uzatabilir? Giyecek konusunda neden kaygılanıyorsunuz? Kır zambaklarının nasıl büyüdüğüne bakın! Ne çalışırlar, ne de iplik eğirirler. Ama size şunu söyleyeyim, tüm görkemine rağmen Süleyman bilebunlardan biri gibi giyinmiş değildi. Bugün var olup yarın ocağa atılacak olan kır otunu böyle giydiren Tanrı'nın sizi de giydireceği çok daha kesin değil mi, ey imanı kıt olanlar?
«Öyleyse, `Ne yiyeceğiz?' `Ne içeceğiz?' ya da `Ne giyeceğiz?' diyerek kaygılanmayın. Uluslar hep bu şeylerin peşinden giderler. Oysa göksel Babanız tüm bunları gereksindiğinizi bilir. Siz önce O'nun egemenliğinin ve O'ndaki doğruluğun ardından gidin, o zaman size tüm bunlar da verilecektir. O halde yarın için kaygılanmayın. Yarının kaygısı yarının olsun. Her günün derdi kendine yeter.
Luka.12: 22-31 İncil'den alıntıdır. İşin dinsel boyutuna takılmadan, sözlerin içeriğine odaklanmakta fayda görüyorum.
Bu alıntıyı yapmamın asıl sebebine gelince: Hani arkadaşımın arkadaşı bir web sitesi işi bulmuştu bana bu ayki kredi kartı borçlarını oradan ödeyecektik falan ya .. Hala bir ses çıkmadı o işten. Ödeminin yapılmasına son 2 gün var. Ödenecek olan miktar 206 tl.. Gerçi ben 200 tlsini hazırladım ama, borç bir tane değil. Ayın 10 unda ödenecek 70 tl ve 26'sında ödenecek bir 214 tl daha var. Yani var oğlu var anlayacağın okuyucum.. Ne yapıyoruz peki Kaygılanmıyoruz !! Çünkü yine bloga gelen yorumlardan birinde şöyle diyordu: Hep olumlu düşün olumlu düşün nereye kadar ? Ee zaten sen bu nereye kadar sorusunu soruyorsan, olumlu düşündüğünü de iddia etmenin bir anlamı yok dimi ? Umutla bakmak lazım her güne. teşekkür etmeyi unutmamak lazım ki.. ben bile sana söylerken unutuyorum. Hatırladığıma göre bir 10 dk teşekkür seansı yapayım.
Bu günlük bişi kalmadı sanki geriye.. Öperek uyandır kendini okuyucu..
Not: Yorum yaparak hesabıma para yatırılan siteyi soruyor herkes, daha öncede yazmıştım bir daha yazayım o sitede 50 kişilik bir üye topluluğu var ve dışarıdan kimseyi almıyorlar.. İletişim kısımları bile yok o derece yani.. Yoksa size niye söylemeyeyim..


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder