Haberler

24 Aralık 2012 Pazartesi

Gitmek mi Zor Kalmak mı ?

Ne zor bir süreçti.. Ne gidebilmek adına hareket edebiliyorsun. Ne de kalabiliyorsun. Bazen öylece sadece odanın soğuk duvarlarına bakmak sana şifa olacak sanıyorsun. Ki olmuyor.. Gecelerce kalbinin içindeki o derin acıyla kıvranıyorsun.. Tek bir ses, nefes duymak istemiyorsun o anda, sadece O olsun O konuşsun istiyorsun. Ölüyorum sanıyorsun ama ölmüyorsun. Sabah doğan güneşe lanet etmek istiyorsun. Baş ucunda bulunan anti depresanlardan kaç tane içtiğini hesaplıyorsun.. Kaç gün olmuştu ? Hatırlamıyorsun.. Ne fark eder ki zaten ölüyorsun..


Ölmedim.. Kimse ölmüyor. Ruhu parçalıyor yalnızca insanların.. Bir daha ki sefer daha vahşi daha acımasız daha gaddar olmak için.. İçimden koparılan masumiyetin kanı, yalnızca ellerine bulaştırdıkları.. Sana bir şey olduğu yok aslında.. Kirlenen ruhlar senden uzakta korkma artık İrma !

Sancılı bir dönüşüm geçirdim.. Şimdi dünya yansa umurum da değil.. Geçti bitti işte. Acıtmıyor sevdalar bir zaman sonra.. Sezenle başladı Sezenle bitsin bu hikaye. Kalmakmış zor olan ben gittim bile..

















17 Aralık 2012 Pazartesi

Geldiğini Duymadım

Sen gelmeden önce Adele  Skyfall söylüyordu bilgisayarda, söylemiyordu sanki yeni bir din yeni bir inanç geliştiriyordu adeta. Öyle normal günlerden biriydi, hiç fark etmedim aşkın gizli ayak izini. Sonra birden sen çıkıp giriverdin hayatıma.. Elini kolunu sallaya sallaya, hiç anlamadım başımın döneceğini acı çekebileceğimi. Sende herkes gibi biriydin. Hatta bu güne kadar çıktığım adamların hiç biri ile yakından uzaktan alakan yoktu. Kısa boyluydun bir kere, Oysa ben topuklu ayakkabılarmın üzerinde daha güzel bir kadındım her seferi de.



Önce Topuklu ayakkabılarımdan vazgeçtim. Senin haberin bile olmadan çantamdaki spor ayakkabılarımı çıkartıp giydim sen gelmeden önce, Boyunu posunu hissetmiş olabilir miyim ? Sanmam! Doğru düzgün bir fotoğrafını bile görmemiştim. Komikli bir akşam üstüydü. Şakalar yapıldı güldük saat 11'e gelirken bizi eve bırakıp gittin.. Her şey o kadar sıradan ve günlük işliyordu ki duyamadım aşkın ayak seslerini. 
Sonra birlikte geçirilen 3 gece.. Gülüyorduk her şeye rağmen eğleniyorduk birlikte. Sevişiyorduk. Sevişirken seviyorduk birbirimizi. 


Dedim ya geldiğini hiç duymadım Aşk. Yüksek seste Adele çınlıyordu kulağımda.. Sana olan inancımı yeniliyordu. Yeni baştan yazılıyordu Aşkın harfleri, geldiğini duymadım senden özür dilerim. 




Bu kez gitmeden seni yaşayabilmek dileği ile.. 

12 Aralık 2012 Çarşamba

Hadi Kalk Gidelim

Hadi diyor gidelim !! Gidelim ve kendimize hayallerindeki gibi bir hayat kuralım.. Aklındaki o filmi çekelim. Sokak Aralarında dolaşıp serserilik edelim. Bir karavanımız olsun iki kameramız, hep o aklındaki yerleri filme alalım belgeselini çekelim. Ne ilginç dimi okuyucu. Bir adam çıkıyor karşıma ve birden diyor ki hadi ver elini gidelim. Hani öyle körü körüne de değil. Projeni bilmem ne birliğine sunalım. Oradan şu kadar maddi destek alabiliriz. Ben tüm yazışmaları yaparım. Çok istiyorum seninle bu işte birlikte yol almayı, gel otur yanıma herkes aynı hayatta diyor.. Ama ama !? Benim bir sevgilim var. Diye de eklemeyi unutmuyor.

Şimdi düşünüyorum da bu bloga ilk başladığımda, hatta ismini sokak arası yapma sebebim de, hep aklımdaki hayatı gerçeğe dönüştürmek değil miydi ? Sokak Arasında kalmış hayatları fotoğraflamak değil miydi ? Evet öyleydi. Buradan şunu anlıyoruz ki ÇEKİM YASASI %100 çalışıyor ama hiç bizim hayal ettiğimiz şekilde çalışmıyor.


İçimdeki ruh hali şu fotoğraftan farksız.. Adama aşık olma fikri nereden çıktı ? İşte o bir yerden çıkmıyor. Geliyor çarpıyor sen sonradan anlıyorsun.. Bir bakmışsın ki aşık olmuşsun. Bir taraftan da diyorum ki; Bu aşk  hikayeleri ile ilgili benim yarattığım gerçeklik algısı biraz fazla tuhaf galiba.. Adam en azından bir sevgilisi olduğunu saklayıp seni kandırma yolunu seçmedi.

Peki ne olacak?  Ver elini yapalım biz bu işi diyen adamla, yola çıkıp nereden baksan 4-5 aylık bir projenin içinde birlikte mi  çalışacağız?  Bir taraftan yıllardır istediğim bir proje (çok detay yazamıyorum ama belgesel olduğunu bil okuyucu ) Bir taraftan adama duyduğum hisler var.. Hayır!  onu bunu bırak, karşı tarafta da bir başka kadın var. Onun benden haberi bile yok. Bana dürüst davrandığı kadar ona dürüst davranamıyor biliyorum..

Projenin ana taslak dosyasını yolladım bu gün kendisine. On sayfalık falan bir word dosyası, üstelik onun hayatı içinde başka bir dönüm noktası. Her şeyi bırakıp benimle mi gelecek? Kafam çok karışık okuyucu. Ama bir kez daha şuna karar verdim ki bu çekim yasası çalışıyor fakat biz yollarını hiç bilmiyoruz..

Not: Bu arada bu blogdan haberi yok. Hiç olmayacakta. Çünkü burası benim tek sığınağım tek kaçış noktam. Olur da bir yolculuğa çıkarsak :) Gizli gizli yazmaya devam edeceğim.. Bu da işin başka bir boyutu olacak :) İyi bak kendine okuyucu.. Ara sıra ses ver yorum yaz yalnız olmadığımı bileyim .. Öperim










11 Aralık 2012 Salı

DRAKULA

Sonra hayat niye böyle ? Ya nasıl olsun yapraaaamm?  diye saydırasım geliyor kendime.  Bir insanın kendinden başka derdi olmaz mı arkadaş ? Seviyorum kendimle uğraşıyorum. Nefret ediyorum yine kendimle uğraşıyorum. Bir insan kendini bu kadar mı sorgular. Her duygusunun altından binlerce mi ikircik arar. (ikircik lafını da cümle içinde kullandım ya cmylmz dan halliceyim)

Bu gün 3. gün hala hiç bir şey yiyemedim.. Seviştiğim adam aşktandır dedi. Ardından lafı bir de gelişine çaktı ki allah allah yani !! Bu yaşına geldin aşık olmaman gerektiğini hala mı öğrenemedin ?

Gel de ağlama, üzülme..

Ne oldu okuduğumuz kitaplar? Aldığımız dersler ? Pozitif enerji yüklemeler ?
Aslında bir şey olduğu yok. Gerçi adamın da bir şey dediği, ettiği yok. Gel gelelim benim içimden seller fırtılar geçiyor onu ne halt edeceğiz bilemiyorum okuyucu..

Sağ topla sağ topla. Hayatı bir direksiyona benzetmek lazım, baktın işler rayından çıkıyor hemen kendine seni motive edecek bir kitap buluyorsun. İki dizi film izle iki de kitap okudun mu zaten bu aşk acısı dedikleri şey en fazla 15 gün sürüyor. Ama o 15 günde adamı- kadını düşünmek yok. Aklına geliyorsa hemen bir şarkı açıyorsun kendine. Böyle durumlar için tavsiyem İzel den Drakula bire bir geliyor Okuyucu.. Ben çalıyorum sen dinle görüşürüz yine..















7 Aralık 2012 Cuma

Aslında Giden Erkek Yoktur

İnsan oğlu çok gelgitli bir varlık.. İçinden çıkamadığı her günü, başka bir dünya ilan ediyor anladığım kadarıyla.. Sıkılıyor, üzülüyor sonra kendi duygu boşluklarına anlamlar yükleyip adına birden AŞK deyiveriyor.

- Ama ben onu çok sevdim. Oysa, beni hiç sevmedi. Seviyor gibiydi.  Birden bire neden gitti ?

Bu soruların hiç biri ikili ilişkilerimizi düzeltmeye yaramıyor. Kadın ve erkek denilen iki ayrı dünya insanı birbirinin enerjisini yemeğe devam ediyor.. Aslında çözüm basit ve cevap içimizde bir yerde..

Bu bloga ilk başlarken çekim yasasının nasıl işlediğini ve gün be gün başıma gelen olayları anlatmak için başlamıştım.. Sonra herkes gibi savruldum. Çünkü kendimle baş edemiyorum.  Duyguları pozitife dönüştürmek konusunda yeterince uzman mı değilim ? Yoo yoo bu işin bir uzmanlığı yok ki ? Sistem basit. Öfkeli misin aç bir müzik dinle. Canın mı sıkkın güzel şeyler düşünmeye başla.. Şuncacık basit bir kuralı bile beceremiyorum. NEDEN ? Çünkü kendimle baş edemiyorum.

Neyse ki bu günlerde içinden çıkamadığım Aşk olgusuna ait bir kitap geçti elime. Allahtan kitap okuyabiliyorum okuyucu.. Yoksa halim nice ? Seda Diker " ASLINDA GİDEN ERKEK YOKTUR"  Kitap kapağına aldanıp size aşk hakkında küçük tüyolar vereceğini hayal etmeyin derim. İlk başa birinci güne geri dönmem gerektiğini hatırlattı bana kitap.


Blogun daimi okuyucuları bilerler nasıl sağa sola savrulduğumu.. Artık kendimi toplamalıyım. Hedefe kitlenme vaktinin geldiğini bana hatırlattığı için Seda Diker'e teşekkürler..








2 Aralık 2012 Pazar

Gel Geç Zamanlar


Sanıyorum ki seni seviyorum. Senin için acı çekiyorum.. Ve yine sanıyorum ki sen olmadan nefes bile alamam. Oysa konu hiç de öyle değil bunu bile bile nedir bu köşeye sıkışmışlık? Sadece ismin değişiyor ama sana yüklediğim anlamlar aynı.. Topluyorum çıkarıyorum yalanları, yanlışları elimde kalan şey hep aynı hüznün bir başka parçası..

Fark ettim ki; Biz kadınlar ve erkekler olarak hem birbirimizi hiç anlamıyoruz. Hem de birlikte olmamız sadece bir nefeslik kalp ağrısı.. Buruşuk çarşaflar üstünde bıraktıklarımız yalnızca saç tellerimiz olsa keşke.. Bazen bıraktıklarımız yürek ağrılarımız. Ateşten geçiyoruz bile bile.. Aşk istiyoruz çünkü.. Ne olduğunu bilmesek de.. Bir zamanlar başımızı döndüren o tuhaf pembe gözlükler aradığımız. insan bir kere aşık olur derlerdi. Bu söze hiç inanmadım. Çünkü defalarca aşık olabiliyor insan oğlu.. Belki sözü Aşk bir kere yaşanır diye değiştirmek gerekli.

Çünkü ne yapsak da ne etsek de, aşık oluyoruz ama yaşayamıyoruz. eskiden mektuplar yazardım  böyle anlarda şimdi tespitler yazıyorum hayata dair aşka dair.. Büyüdüm mü ben ANNE ??