İnsanoğlu hep mi böyle gelgit akılı yoksa eksik olan parçayı bana mı verdiler? Ademle Havva'nın yediği elmanın vebali mi bu? Yaşamak sorunsalı karşısındaki çaresizlik. Sorular sorular üstelik cevapsız sorular. Var oluşu sorgulamak bizi her hangi sonuca götürmezken, yaşamaya alışmak da başka dehlizlerde yok olmamızı sağlıyor sanki. Düşük cümlelerin krallığında yaşıyorum bu gün. Bir fikri bir beyanı olan insanların bulunduğu bu keşmekeşlik bu kekremsi tat. Yazımsal boşluk. Kabuğundan dışarıya çıkamayan bir yalnızlık benimki si. Kimselerle olmayı beceremediği gibi kimsesiz de kalamayan bir yalnızlık. Bir çeşit hayata dönüş yapmaya çalışıyorum yazarak, sanki blogu yazmaya başladığım zaman geri döneceğim hayata.. Eksik kalmış parçayı bulacak ve yeniden doğacağım. Ohh Mondeo!! kendine yeni lügatler yaratıp kandırmayı seven kadın.
"Acı sesler geliyordu uzaktan,
Tek yıldız havaların içinden,
Gözüme yaş getiren feryatlar, derin iniltiler.
Tek yıldız havaların içinden,
Gözüme yaş getiren feryatlar, derin iniltiler.
Uçsuz bucaksız karanlıklar içinde
Dönüp duruyordu bu ses kasırgası
Deli rüzgârlara kapılmış kumlar gibi.
Dönüp duruyordu bu ses kasırgası
Deli rüzgârlara kapılmış kumlar gibi.
Dedi: Bahtsız ruhların perişan halidir bu,
O ruhlar ki dünyada gamsız yaşadılar
Ne günah ne de sevap işlediler."
O ruhlar ki dünyada gamsız yaşadılar
Ne günah ne de sevap işlediler."
Dante Alighieri
"Cehenneme giden yol iyi niyet taşlarıyla döşelidir"


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder